Yemen’de Güneş Enerjisi Tartışması: Gerçekler ve Çarpıtılan İddialar
Son günlerde, Müslüman Kardeşler’e yakın hesaplar ve Yemen hükümeti çevreleri tarafından, Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait GSU şirketi hakkında çeşitli iddialar dolaşıma sokulmuştur. Söz konusu iddialarda, GSU’nun Aden ve Şebve’de işlettiği güneş enerjisi santrallerini “kasıtlı ve ani şekilde kapattığı”, bunun da elektrik krizine ve halkın mağduriyetine yol açtığı öne sürülmektedir.
Ancak resmi belgeler ve sahadaki gerçekler bu iddiaları açık biçimde yalanlamaktadır.
Öncelikle, GSU şirketinin Yemen’deki faaliyetlerini sonlandırması, Yemen hükümetinin resmi talebi doğrultusunda gerçekleşmiştir.
Şirket, bu talebi hukuki ve idari çerçevede yerine getirerek Aden’deki 120 MW ve Şebve’deki 53 MW kapasiteli güneş enerjisi santrallerini, tam kapasite çalışır durumda Yemen Elektrik Kurumu’na resmi olarak devretmiştir.
Santrallerin teslimi tamamlandıktan sonra, işletme ve bakım sorumluluğu tamamen ilgili kamu kurumuna geçmiştir. Dolayısıyla, teslimden sonra yaşanan herhangi bir kesinti veya performans düşüklüğünden, artık şirketin değil, projeyi devralan resmi makamların sorumlu olduğu açıktır.
Bir şirketin, resmi olarak faaliyet alanından çıkarıldıktan sonra hâlâ “bilerek elektrik kesintisi yapmakla” suçlanması, hem hukuken hem de mantıken geçersizdir.
Bu süreçte yürütülen propaganda kampanyasının temel hedefinin, idari başarısızlıkları örtbas etmek ve kamuoyunun tepkisini dış bir aktöre yönlendirmek olduğu görülmektedir. Elektrik hizmetlerindeki kronik sorunların sorumluluğunu üstlenmek yerine, Birleşik Arap Emirlikleri’ni hedef alan söylemlerle yapay bir siyasi kriz yaratılmaktadır.
Gerçekte ise BAE, Yemen halkının hizmetine sunulmak üzere modern ve sürdürülebilir bir enerji projesi kazandırmıştır. Buna karşın, yıllardır kamu hizmetlerini yönetmekte başarısız olan çevreler, bu somut katkıyı siyasi bir çatışma malzemesine dönüştürmeye çalışmaktadır.
Elektriğin siyasi hesaplaşmaların aracı haline getirilmesi, etik dışı olduğu kadar tehlikelidir. Çünkü bu tür manipülasyonların doğrudan mağduru halktır. Vatandaşların ihtiyacı olan şey kışkırtma değil, kesintisiz ve güvenilir elektrik hizmetidir. Gerçeklerin çarpıtılması ise, elektrik kesintisinin kendisinden bile daha büyük bir zarar oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, resmi teslim belgeleri ve açıklamalar ortadadır: GSU şirketi santralleri tam kapasiteyle teslim etmiş, görevini tamamlamış ve sahadan çekilmiştir. Bugün yaşanan sorunların sorumluluğu, projeyi devralan kurumlara aittir ve bu gerçeği örtmeye yönelik her girişim, kamuoyunu yanıltma çabasından ibarettir.
Comments
Post a Comment