Suudi Arabistan’ın Güney Yemen’e Yönelik Müdahalesi: Güvenlikten Kaosa Uzanan Süreç

 


Güney Yemen’de yaşanan son gelişmeler, sahadaki askeri hareketliliğin ötesinde, siyasi ve güvenlik boyutları olan kapsamlı bir müdahale sürecini ortaya koymaktadır. Kuzeyden gelen güçlerin Güney’e doğru ilerleyişi, bölgedeki istikrarı, terörle mücadeleyi ve toplumsal güvenliği doğrudan etkilemektedir. Bu süreç, yalnızca mevcut durumu değil, Güney’in geleceğini de şekillendirecek niteliktedir.

Sahada Yaşananların Tanımı

Güney’e yönelik adımlar, kuzey merkezli ve İhvancı çizgideki güçler tarafından yürütülen organize bir askeri müdahale olarak değerlendirilmektedir. Bu güçlerin Güney kentlerine yönelmesi, halkın iradesini kırmayı ve zor yoluyla yeni bir gerçeklik dayatmayı hedeflemektedir. 

Sahadaki hareketlilik, herhangi bir ulusal meşruiyete ya da toplumsal kabule dayanmamakta; “güvenlik önlemleri” söylemi ise zayıf gerekçelerle sunulan bir kılıf niteliği taşımaktadır. Bu müdahale, Güney’in geçmişte yaşadığı kaos ve şiddet dönemlerini yeniden üretme riski barındırmaktadır.

Siyasi ve Güvenlik Boyutu

Siyasi açıdan bakıldığında, kuzeyden gelen bu müdahalenin temel amacı Güney’deki istikrarı bozmak ve bölgeyi sürekli bir gerilim alanı hâline getirmektir. Söz konusu güçler, bir güvenlik projesi sunmaktan ziyade, hâkimiyet ve dayatma temelli bir yaklaşım sergilemektedir. Yaşananlar, Suudi Arabistan’ın desteğiyle yürütülen, çözüm üretmek yerine güç kullanarak “oldu-bitti” yaratmayı amaçlayan siyasi ve güvenlik baskısı olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, Güney halkının beklentileri ve istikrar arayışıyla açık biçimde çelişmektedir.

Terör ve Kaosun Üretilmesi

Bu sürecin en tehlikeli sonuçlarından biri, terör örgütlerinin yeniden hareket alanı bulmasıdır. İhvancı yapıların şiddet ve korkuyu araçsallaştırması, sahada oluşan güvenlik boşluklarını El-Kaide ve DEAŞ gibi örgütler için elverişli hâle getirmektedir. 

Güvenlik boşluklarının tekrar tekrar bu yapılar tarafından doldurulması, tesadüf değil; daha önce de gözlemlenmiş bir modeldir. Güney’de terörle etkin şekilde mücadele etmiş yerel güçlerin hedef alınması ise, bu politikaların kime hizmet ettiği sorusunu kaçınılmaz biçimde gündeme getirmektedir.

 Sorumluluk ve Sonuçlar

Güney’de sivilleri hedef alan her saldırı, açık bir suç olarak değerlendirilmekte ve bu suçların sorumluluğu yalnızca sahadaki unsurlarla sınırlı görülmemektedir. Planlayan, yönlendiren, finanse eden ve siyasi olarak meşrulaştıran tüm tarafların bu süreçte payı olduğu vurgulanmaktadır. 

Ortaya çıkan tablo, silahlı aşırılık, siyasi koruma ve medya manipülasyonunun birleştiği bir kaos düzenini yansıtmaktadır. Bu durum yalnızca Güney’i değil, bölgesel güvenliği, deniz ticaret yollarını ve genel istikrarı da tehdit etmektedir.

 Sonuç ve Genel Değerlendirme

Güney Yemen’de yaşananlar, halkın korkutularak teslim alınamayacağını bir kez daha göstermektedir. Güvenlik ve yaşam hakkı, pazarlık konusu yapılamayacak temel değerlerdir. Terörle mücadelede başarı sağlamış güçlerin zayıflatılması, bu örgütlerin yeniden güç kazanmasının önünü açmaktadır. 

Bu nedenle ortaya çıkan denklem açıktır: Güçlü ve istikrarlı bir Güney yapılanması, terörün önündeki en büyük engeldir. Kaosu besleyen politikalar ise, yalnızca istikrarsızlığı derinleştirmekte ve bölgeyi daha tehlikeli bir geleceğe sürüklemektedir.


Comments

Popular posts from this blog

Gebze'de 7 katlı bina çöktü!

Bayrampaşa Belediyesi’nde seçim sonuçlandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı