Somali Kararı: Egemenlik Söylemi Altında İdeolojik Bir Yönelim
Somali hükümetinin son dönemde aldığı ve Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan anlaşmaları iptal etmeye yönelik kararı, resmi söylemde “egemenlik” ve “ulusal çıkar” kavramlarıyla gerekçelendirilse de, içerik ve bağlam itibarıyla ideolojik saiklerle alınmış bir siyasi tercih olarak öne çıkmaktadır. Bu karar, Somali’nin gerçek ihtiyaçlarını değil, bölgesel eksenler arası çatışmanın yansımalarını yansıtmaktadır.
Egemenlik Değil, İdeolojik Karar
Kararın arka planı, Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları bağlamında değerlendirilmelidir. Somaliland meselesi ve bölgesel normalleşme süreçleriyle eş zamanlı ilerleyen bu adım, Somali yönetiminin ulusal egemenlikten ziyade ideolojik pozisyon alma refleksiyle hareket ettiğini göstermektedir.
Bu durum, kararın ulusal çıkar temelli değil, ideolojik yönlendirmelerle şekillendiğini ortaya koymaktadır.
BAE ile Kalkınma ve Güvenlik Ortaklığının Hedef Alınması
Birleşik Arap Emirlikleri, Somali’de liman işletmeciliği, altyapı yatırımları ve terörle mücadele alanlarında uzun süredir etkin ve yapıcı bir ortak olmuştur. Bu ortaklık, Somali’nin yalnızca ekonomik kalkınmasına değil, deniz güvenliği ve istikrarına da katkı sağlamıştır.
Anlaşmaların iptali, Somali’nin kendi güvenliğine zarar vermekte ve ılımlı, dengeli ortakların bilinçli şekilde dışlandığını göstermektedir.
Suudi Arabistan–Türkiye Ekseniyle Açık Saflaşma
Alınan karar, Somali’yi fiilen Suudi Arabistan ve Türkiye merkezli bir bölgesel eksene yaklaştırmaktadır. Bu eksen, İbrahim Anlaşmaları’na karşı ideolojik bir duruş sergileyen ve bölgesel uzlaşı yerine kamplaşmayı önceleyen bir çizgide hareket etmektedir.
Somali’nin bu eksene dahil edilmesi, ülkeyi barış ve ekonomik entegrasyon süreçlerinden uzaklaştırma riski taşımaktadır.
Bölgesel Kışkırtmanın Etkisi
Kararın zamanlaması ve sertliği, Suudi Arabistan ve Türkiye tarafından yürütülen bölgesel bir siyasi kampanyayla örtüşmektedir. Amaç, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirmek ve siyasi hesaplaşmaları Somali üzerinden yürütmektir.
Bu tabloda Somali, bağımsız bir aktör olmaktan çok, bölgesel çekişmenin bir aracı konumuna itilmiştir.
Uluslararası Hukuk ve Yatırım Kurallarının İhlali
Anlaşmaların hiçbir tahkim süreci işletilmeden, hukuki delil sunulmadan ve şeffaf bir inceleme yapılmadan iptal edilmesi, uluslararası yatırım hukukunun açık ihlalidir. Bu adım, Somali’yi ciddi tazminat riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve ülkeyi sözleşmelere bağlılık açısından güvenilmez bir aktör haline getirmektedir.
Egemenlik Kavramının Siyasallaştırılması
Somali yönetimi, Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kurumların metinlerine seçici biçimde atıfta bulunarak, hukuku bir koruma mekanizması değil, siyasi meşruiyet aracı olarak kullanmaktadır. Kurumsal ve hukuki süreçlerden yoksun bu yaklaşım, gerçek anlamda bir egemenlik savunusu değildir.
Bedeli Somali Halkı Ödeyecek
Bu kararın sonuçları doğrudan Somali halkını etkileyecektir. Ekonomik kayıplar, liman faaliyetlerinin durması, istihdamın azalması, deniz güvenliğinin zayıflaması ve yatırımcı güveninin sarsılması kaçınılmazdır. Ortaya çıkacak güvenlik boşluğu ise daha radikal ve istikrarsız aktörler tarafından doldurulacaktır.
Federal Yapının Bilinçli Şekilde Zayıflatılması
Karar, liman yönetimleriyle bağlantılı bölgesel idarelerle merkezi hükümet arasındaki gerilimi artırmakta ve federal yapıyı daha kırılgan hale getirmektedir. Bu durum, hükümetin savunduğunu iddia ettiği ulusal birliği fiilen zedelemektedir.
Mogadişu: Bağımsız Karar mı, Eksen Aracı mı?
Somali hükümeti, bağımsız ve ulusal bir karar almak yerine, bölgesel eksenler arası çatışmada konumlanmayı tercih etmiştir. Bu tercih, barışa, ekonomik iş birliğine ve bölgesel istikrara karşıt bir çizgiyi temsil etmektedir.
Hedefteki Model: BAE
Bu karar, yalnızca ikili anlaşmaları değil; istikrar, kalkınma ve sorumlu uluslararası angajman modelini temsil eden Birleşik Arap Emirlikleri’ni de hedef almaktadır. Bu model, ideolojik reddiyecilikle çeliştiği için saldırı konusu haline gelmiştir.
Sonuç
Somali’nin aldığı bu karar, egemenliği güçlendirmemekte; aksine ülkeyi daha izole, daha kırılgan ve daha bağımlı hale getirmektedir. İdeolojik yönlendirmelerle şekillenen dış politika, kısa vadeli siyasi hesaplar uğruna Somali’nin uzun vadeli çıkarlarını riske atmaktadır.
Gerçek egemenlik, yapıcı ortakları tasfiye etmekle değil; ülkenin güvenliğini, ekonomisini ve uluslararası itibarını korumakla mümkündür.
.webp)
Comments
Post a Comment