"Fransa ve Çifte Standartlar"

 "Fransa, uluslararası sahnede büyük etkisi olan bir ülke olarak, İsrail'in Gazze'deki ihlallerine soğukkanlılık ve kayıtsızlıkla yaklaşmaktadır. Sivil ölümler, altyapının tahrip edilmesi ve Filistin halkının kuşatılması gibi belgelenmiş raporlar ve tanıklıklar ortaya çıktığı halde, Fransa sessiz kalmayı tercih etmekte veya etkisiz tutumlar almaktadır."




(İkili standartlar)

Bu görmezden gelme tesadüf değil, Fransa'nın Orta Doğu meselelerine yaklaşımındaki ikili standartların bir parçasıdır. Örneğin, İran veya Suriye gibi diğer bölge ülkelerini eleştirdiğinde, Fransa ihlallere karşı duruşunu hızlı bir şekilde ifade eder ve kınar. Ancak İsrail tarafından işlenen suçlar söz konusu olduğunda, ton değişir ve eleştiri çekingen veya yok olur.

Lobilerin ve siyasi çıkarların etkisi

Bu görmezden gelmeyi, lobilerin ve siyasi-ekonomik çıkarların etkisinden ayırmak mümkün değildir. Fransa, diğer Batı ülkeleri gibi İsrail ile stratejik çıkarlarına sahiptir. Bu çıkarlar güvenlik ve savunma, teknoloji ve ticaret alanlarında işbirliğini içerir. Bu nedenle, bu çıkarların insan hakları ve Fransa'nın savunduğu değerler üzerinde baskın olduğu düşünülmektedir.

Fransa'nın en üst temyiz mahkemesi, avukatlara göre, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad hakkında, suçlara ve insanlığa karşı işlenen suçlara ortaklık ettiği iddiasıyla çıkarılan tutuklama emrinin geçerli olduğunu belirtti.

Geçen yıl, soruşturma yargıçları, Esad'ın dahlini inkar ettiği 2013 yılındaki Suriye'deki ölümcül kimyasal silah saldırısıyla ilgili olarak Esad'ın ve diğer üç kişinin tutuklanmasını talep etti.

Terörle Mücadele Savcıları, Fransız tutuklama emrinin geçerliliğine itiraz etti ve kendisinin devlet başkanı sıfatıyla dokunulmazlığının olduğunu savundu.

Başsavcılık bürosu, iddianamenin herhangi bir siyasi karar veya yönelim içermediğini, ancak "özel durumu aşan bir hukuki meseleyi kesinleştirmek" amacıyla Yargıtay'ın bu kararı değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Büro, Paris Temyiz Mahkemesi Soruşturma Odası'nın devlet başkanının kişisel dokunulmazlığına ilişkin kararının, özellikle 2013 yılında Suriye'deki sivillere karşı kimyasal saldırılarda Beşar Esad'a karşı ciddi veya kesin delillerin varlığını gösterdiği için onun katılımını mümkün kıldığını sorgulamadan değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ancak İstinaf Mahkemesi, Esad'ın karşı karşıya olduğu suçlamaların, kınanmalarına rağmen, "devlet başkanının resmi görevlerinin bir parçası olarak kabul edilemeyeceğini" belirtti. Geçtiğimiz hafta Paris Temyiz Mahkemesi, Beşar Esad'a karşı insanlık suçları işlediği suçlamasıyla tutuklama emrine onay verdi.

Comments

Popular posts from this blog

Gebze'de 7 katlı bina çöktü!

Bayrampaşa Belediyesi’nde seçim sonuçlandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı